Probiyotik : Yeterli miktarda alındığında konakçı sağlığı üzerinde olumlu etkisi olan canlı mikroorganizmalardır. Başlıca probiyotik türleri Lactobacillus , Bifidobacterium , Mayalar(saccharomyces) ve Gram pozitif koklardır( lactococcus, streptococcus, enterococcus). Bakterilerin probiyotik olarak seçilmeleri için bazı kriterlere uymaları gerekmektedir:
Probyotiklerin sağlık üzerine çok fazla ve farklı olumlu etkileri vardır. Probiyotiklerin yararlı etkileri şu şekilde ortaya çıkmaktadır : Patojen bakterilerin üremesine engel olarak antimikrobiyal etki göstermiş olurlar, patojenlerin ürettikleri toksinleri nötralize ederler, gastrointestinal kanal epitelinde enzimatik aktiviteyi uyarabilirler, prokarsinojenlerin – karsinojenlere dönüşmesine mani olurlar ve karsinojen maddeleri tüketebilirler, baırsak geçişini hızlandırırlar, spesifik ve spesifik olmayan immün yanıtı güçlendirerek enfeksiyonlarla mücadeleye yardımcı olur.
Piyasada bir çok farklı probiyotik ürün bulunmaktadır. Ülkemizde yaygın olarak yoğurt, süt, kefir, vb. süt ürünleri içerisinde yaygın kullanılmakla birlikte ilaç kapsülü ya da toz suşlar şeklinde satılan ürünlerde mevcuttur. Probiyotiklerin sağlığa faydalı etkilerinin görülebilmesi için önce kolonize olmaları gerektiğinden, bu ürünlerin düzenli kullanılması önemlidir. Ayrıca kullanılan ürünlerden alınan dozlar 10^8 CFU/gün olmalıdır. Daha önce saydığımız gibi çok sayıda probiyotik bakteri vardır ve bunların sindirim kanalında canlı kalabilmesi koloni oluşturabilmesi ve etki gösterme süresi birbirlerinde farklılık göstermektedir. Örneğin; oral yoldan alınan probiyotiklerin ne kadarının (% olarak) gaitada canlı olarak görüldüğüne bakıldığında Bifidobacterium sp. – % 30 olarak görülürken Saccharomyces boulardi – % 0,36 olarak görülmüştür. Bu yüzden üreticilerin bir ürün içindeki her probiyotik için cinsi, türü, suşu ve her probiyotik suşun raf ömrünün sonuna kadar kalacak canlı hücrelerinin sayısını etiketlemesi, tüketici tercihi açısından faydalı görüldüğü için önerilmektedir önerilir.
Bağırsak mikrobiatası yaştan, diyetten, hastalıklardan, antibiyotik kullanımından etkilenir ve değişir. Diyet hiç şüphe yok ki bu değişim açısından önemlidir. Bağırsaklar günümüzde 2. beyin olarak adlandırılmaktadır. Metabolik olaylarda neredeyse karaciğer kadar önemli bir yer tutmaktadır. Bu yüzden bağırsak sağlıgı vücut homeostazını sağlamak ve hastalıklardan korunmak için çok önemlidir.
Çeşitli probiyotik veya prebiyotiklerin klinik uygulamalarına ilişkin bilgiler ve bazı araştırma sonuçları hastalıklar üzerine olan etkileri şu şekildedir :
Kalp-damar hastalığı
Koruyucu tıpta probiyotik / prebiyotik kullanımı ve kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak hala kanıtlanmamıştır. Yapılan in vivo ve in vitro çalışmalar probiyotiklerin ve prebiyotiklerin kolesterol ve kan lipid seviyelerine etki ettiğini göstermiştir ancak bu çalışmalarda dozlar ve kullanılan bakteri türlerine göre sonuçların değiştiği, bazı gruplarda işe yaramasına rağmen bazılarında yaramadığı görüldüğü için tartışmalar devam etmektedir. Kolesterol düşürücü olarak bitkisel stanoller ile alakalı daha kesin sonuçlar bulunmaktadır ve günde 2 g. kullanımı LDL seviyesini % 7- %10 arasında azalttığı gösterilmiştir.
*2014 yılında 26 calısma ve 2 meta analız calışması ıncelenerek yapılan bır arastırma sonucunda
Lactobacillus reuteri NCIMB 30242, Enterococcus faecium ve Lactobacillus acidophilus La5 ile Bifidobacterium lactis Bb12 kombinasyonu LDL kolesterolde onemlı oranda dusmesine yol açtı.
İki eşbiyotik, L. asidofilus CHO-220 artı inülin ve L. asidofilus artı frukto-oligosakaritler de LDL-C’yi düşürdü. Lactobacillus reuteri NCIMB 30242 bu çalışmada en etkili ve GRAS (generally recognized as safe) statüye sahip olması sebebi ile LDL ve total kolesterol tedavisinde diyete eklenerek kullanılması önerilir.
(https://academic.oup.com/nutritionreviews/article-abstract/72/1/18/1933319/Effect-of-probiotics-on-biomarkers-of)
Kolon kanseri
SYNCAN çalışması, kolon kanseri geliştirme riski taşıyan hastalarda, oligofruktoz artı iki probiyotik suşun etkisini test etti. Çalışmanın sonuçları, bir simbiyotik preparatın kolorektal kanser için biyolojik belirteçlerin ifadesini azaltabileceğini önermektedir.
*Kolon kanserinin %70 i çevresel faktörlerden ve hatta büyük bir ağırlıklı olarak diyetten etkilenen bir kanser türüdür.
2016 yılında yapılan bir araştırmada, CLA dan salgılanan probiyotik GS4 ün benzersiz biyohidrojenizasyon (biohydrogenation) özelliği sayesinde kolon kanserini hafifletici teröpatik/fonksiyonel bir bileşen olarak karşımıza çıkmaktadır.
(http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1756464616000888)
İshal
Akut diyare tedavisi:
Sistematik incelemelerde tutarlı sonuçlar veren ve kontrollü klinik araştırmaların çeşitli meta-analizleri yayınlanmıştır ve bu da probiyotiklerin güvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Viral gastroenterit üzerine yapılan çalışmaların kanıtları, bakteriyel veya paraziter enfeksiyonlara ilişkin kanıtlardan daha inandırıcıdır. Hareket mekanizmaları gerinmeye özeldir: bazı laktobasil suşlarının (örn., Lactobacillus casei GG ve Lactobacillus reuteri ATCC 55730) etkinliği ve Saccharomyces boulardii için etkinlik kanıtı vardır . İdare zamanlaması da önem taşır.
Akut diyare önleme:
Yetişkinlerde ve çocuklukta görülen ishali önlemede, Lactobacillus GG, L. casei DN-114 001 ve S. boulardii’nin bazı özel durumlarda etkili olduğu yönünde sadece bir kanıt bulunmaktadır.
Antibiyotikle ilişkili ishal:
Antibiyotikle ilişkili ishalde, antibiyotik tedavisi gören çocuklarda veya erişkinlerde S. boulardii veya L. rhamnosus GG’nin etkinliği konusunda güçlü kanıtlar vardır . Bir çalışma, L. casei DN-114 001’in hastanede yatan erişkin hastalarda antibiyotik ile ilişkili diyare ve C. difficile ishalı önlemede etkili olduğunu belirtti .
Radyasyona bağlı ishal:
Lactobacillus casei, L. plantarum, L. asidofilus, L. delbrueckii, Bifidobacterium longum, B. breve, B. infantis ve Streptococcus thermophilus’un radyasyon tedavisinde etkili olduğuna dair yetersiz araştırma kanıtları bulunmaktadır.
Helicobacter pylori’nin ortadan kaldırılması
Birkaç lactobacilli ve bifidobacterial suşun yanı sıra Bacillus clausii, antibiyotik tedavilerinin yan etkilerini azaltmakta ve hasta uyumluluğunu arttırmaktadır. Birkaç suş, yan etkilerin azaltılmasında etkiliydi, ancak eradikasyon oranını etkilemedi. Yakın zamanda yapılan 14 randomize çalışmanın bir meta-analizi, anti- H. pylori antibiyotik rejimlerinin bazı probiyotiklerle takviye edilmesinin eradikasyon oranlarını arttırmada etkili olabileceğini ve eradikasyon yetmezliği olan hastalar için yararlı olacağını düşündürmektedir. Şu anda tek başına bir probiyotik, eşlik eden antibiyotik tedavisi olmaksızın etkili olacağı fikrini destekleyecek yeterli kanıt bulunmamaktadır.
Alerji
En güçlü kanıt, 6 aylıktan küçük olan gebe annelere ve yenidoğanlara belirli probiyotikler uygulandığında atopik dermatitin önlenmesidir. Bununla birlikte, yakın tarihli bir klinik araştırmada bu sonuçların doğrulanmadığı görülmüştür. Alerjik hastalığın tedavisi ile ilgili olarak iyi tasarlanmış bazı iyi çalışmalar, spesifik probiyotik suşların atopik egzamalı bir hasta alt grubunun tedavisinde etkili olabileceğine dair kanıtlar sağlamıştır. Besin alerjisinin önlenmesinde probiyotiklerin etkinliği hakkında çok az şey bilinmektedir.
Hepatik ensefalopati
Laktuloz gibi prebiyotikler, bu siroz komplikasyonunun önlenmesi ve tedavisinde sıklıkla kullanılır. Minimal hepatik ensefalopati, synbiotic preparat ile tedavi edilen hastaların % 50’sinde (dört probiyotik suş ve dört fermente edilebilir fiber, inülin ve dirençli nişasta dahil) 30 gün boyunca tersine döndü.
Bağışıklık yanıtı
Birkaç probiyotik suşun ve prebiyotik oligofruktozun bağışıklık tepkisini artırmada faydalı olduğuna dair ima edilen kanıtlar vardır. Akut enfeksiyöz hastalığı (çocuklarda nozokomiyal ishal, kışın influenza atakları) önlemeye yönelik çalışmalar ve aşılara antikor yanıtlarını test eden çalışmalar için dolaylı kanıt elde edilmiştir.
İnflamatuar bağırsak hastalığı (IBD)
Kese iltihabı:
Probiyotiklerin pouchitis’in ilk atağının önlenmesinde yararlı olduğu ve antibiyotiklerle remisyon başlatıldıktan sonra pouchitis’in tekrar relapsını önlemede iyi kanıtlar vardır. Probiyotikler, yumuşak aktivite gösteren kaşeksi olan hastalara veya remisyonda olanlar için bakım tedavisi olarak önerilebilir.
Ülseratif kolit:
Probiyotik E. coli Nissle türü, ülseratif kolitin remisyonunu sürdürmede mesalazine eşdeğer olabilir.
Crohn hastalığı:
Crohn hastalığında remisyonun sürdürülmesinde yararlı olduğuna dair bir kanıt bulunmadığı sonucuna vardı.
Huzursuz bağırsak sendromu (IBS)
Birçok çalışma plaseboya kıyasla probiyotiklerle önemli terapötik kazançlar sergiledi. Probiyotik tedavilerin bir sonucu olarak abdominal şişkinlik ve gaz sıklığında azalma ile ilgili kanıtlar vardır. Bazı suşlar ağrıyı iyileştirir ve ek olarak küresel iyileşme sağlayabilir ( B. infantis 35624). Lactobacillus reuterinin , infantil kolik ile emzirilen 90 bebeğin bulunduğu yakın tarihli bir çalışmada tedavinin bir haftasında koliks semptomlarını iyileştirebildiği görülmüştür.
Nekrotizan enterokolit
Klinik çalışmalar, probiyotik desteğin preterm yenidoğanlarda nekrotizan enterokolit riskini azalttığını hatta probiyotik ile tedavi edilen gruplarda ölüm riskinde azalma olduğunu gösterilmiştir.
Alkolsüz yağlı karaciğer hastalığı
Probiyotiklerin bir tedavi seçeneği olarak yararlılığı, randomize klinik çalışmalarla yeterince doğrulanmamıştır.
Sistemik enfeksiyonların önlenmesi
Yoğun bakım ünitelerinde kritik hastalığı olan yetişkin hastalarda probiyotik ve sinbiyotik kullanımını destekleyecek yeterli kanıt bulunmamaktadır.
Vajinal sağlık:
2014 yılında yapılan bir çalışmada bakteriyel vajinoz, maya vajiniti, idrar yolu enfeksiyonu ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar da dahil olmak üzere konağın hastalıklarının önlenmesinde laktik asit bakterilerinin rolü gösterilmiştir. Vajinal yolu kolonize eden probiyotiklerin uygulanması, normal bir ürogenital sağlığın korunması ve ayrıca enfeksiyonların önlenmesi veya tedavisinde önemlidir.
Laktoz intöleransının azalması:
Yoğurtun laktik asidi, laktaz eksikliği olan bireylerde laktoz intoleransının semptomlarını hafifletir. Faydalı etki, fermante sütteki laktik asit bakterilerinin, ince bağırsaktaki laktaz aktivitesini arttıran bir sonucudur.
İmmünolojik faydaları
B lenfositlerine antijen sunumunun immünolojik faydalarını arttırmak ve yerel ve sistemik olarak salgı immünoglobülin A (IgA) üretimini arttırmak için lokal makrofajları etkinleştirir.
Sitokin profillerini modüle eder.
Besin antijenlerine karşı hızlı cevabı arttırır.
Immünmünolojik olmayan faydalar
Probiyotikler sindirimi kolaylaştırır ve patojenlerle besinler için rekabet eder.
Probiyotikler, patojenler için olumsuz bir yerel çevre yaratmak için yerel pH’yı değiştirirler.
Patojenleri inhibe edecek bakteriyosinler üretirler.
Süperoksit radikallerini temizlerler.
Epitel müsin üretimini uyarır.
Bağırsak bariyer işlevini geliştirir.
Patojenlerle bağırsak duvarına yapışmak için yarışırlar.
Patojenden türetilen toksinleri nötralize eder, değiştirir.
*Faekalibakterium prausnitzii anti-inflamatuar komensal, kolit ve CRC’ye karşı olası bir probiyotik olarak kullanılabilir ve anti-kanser aktivite (ACA) gösterebilir. Probiyotik , esas itibariyle kanserojenik bileşiklerin inaktivasyonu, bağırsak pH’sının düşürülmesi, anti-inflamatuar moleküllerin salgılanması yoluyla konukçunun doğal immünitesinin modülasyonu ve güçlendirilmesi, bağırsak mikroflorası, apoptoz ve hücre farklılaşmasının düzenlenmesi yoluyla anti-proliferatif etkiler ve tirozin kinaz sinyal yolaklarının inhibisyonu ile bu etkileri göstermektedir. (https://link.springer.com/chapter/10.1007/978-81-322-2586-7_2)
Prebiyotik : Bağırsakta yaşayan seçili bir mikroorganizma grubunu besleyen diyet maddeleridir (çoğunlukla, nişasta polisakkaritleri ve oligosakkaritlerden oluşur). Yararlı bakterilerin zararlı olanlara kıyasla büyümelerini desteklerler. Prebiyotikler kompleks karbonhidrat yapısında olup Lactobacilli, Bifidobacteria, Eubacteria gibi belirli bakterilerin çoğalmasını uyarırlar. Başlıca prebiyotik türleri :
Bu maddeler mide asidine ve gastrointestinal sistemdeki dijestif enzimlere dirençli oldukları için hidrolize olmadan ve absorbsiyona uğramadan kalın bağırsağa gelirler ve burada bakteriyel metabolizmaya oğrarlar.
Laktuloz, kabızlık ve hepatik ensefalopatinin tedavisinde kullanılan ilaç olarak kullanılan sentetik bir disakkarittir. Prebiyotik oligofruktoz, buğday, soğan, muz, bal, sarımsak ve pırasa gibi birçok gıdada doğal olarak bulunur. Oligofruktoz, hindiba kökünden izole edilebilir veya sakkarozdan enzimatik olarak sentezlenebilir.
Kolonda oligofruktozun fermantasyonu, aşağıdakileri içeren çok sayıda fizyolojik etkiye neden olur:
Kolonik bifidobakterilerin artmasının potansiyel patojenleri inhibe etmek, kan amonyak düzeylerini düşürmek ve vitaminler ve sindirim enzimleri üretmek suretiyle bileşikler üretmek suretiyle insan sağlığına faydası olduğu kabul ediliyor.
Metabolik etkiler: Kısa zincirli yağ asitleri üretimi, yağ metabolizması, yonların emilmesi (Ca, Fe, Mg), konağın bağışıklığını arttırma (IgA üretimi, sitokin modülasyonu, vb.)
KAYNAKLAR
Kombucha : Kombucha çayı üzerinde yapılan çalışmalar, son on yıl içerisindeki çalışmalar, kombucha çayı içmenin bazı kanser türlerini ve kardiyovasküler hastalıkları önleyebildiğini, karaciğer fonksiyonlarını geliştirdiğini ve bağışıklık sistemini uyarabileceğini göstermiştir. ‘Çay mantarı’ formundaki maya ve simbiyotik bakterilerin fermantasyonunın çay yaptaklarına eklenmesi ile elde edilmektedir. 1960 yılında İsviçreli bilim adamlarının kombucha çayının yoğurt yemekle aynı faydaları sağladığını söylemesi ile popülerliği ve tüketimi hızla artmaya başladı.
Çay mantarı denilen şey aslında mantar değildir. Bakterilerin bozulmamış ve sarsılmamış ortam üzerinde yüzey küfü gibi görünen, yüzen bir selüloz ağı sentezleme kabiliyeti nedeniyle bu isim yanlış verilmiştir.
2014 yılında yapılan bir araştırmada 5 kombucha örneğine bakılarak ( kanadadan 2, irlanda, USA, ingiltereden alınan örnekler) kombucha çayındaki baskın bakteri türlerinin ‘Gluconacetobacter’ (çoğu örnekte %85 in üzerinde) ve ‘Lactobacillus’ (%30 kadar) olduğunu göstermişlerdir. Asetik asit bakteri türlerinin yanında kombuchada cok sayıda maya türüde bulunmatadır ve maya türü açısından çok zengindir.
Kombucha içeceğinin içindeki bileşenler, fermantasyon sıcaklığı, fermantasyon süresine ve başlangıçtaki sükroz ile siyah çay içeriğine göre değişiklik göstermektedir.
Kombuchanın kimyasal bileşeni incelendiğinde B1, B2, B6, B12, ve C vitaminleri, 14 amino asit, pigmentler, antibiyotik aktif madde, fenol gibi bazı çay polifenolleri de görülmüştür. 100 ml. Ölçülen değerler B1 74mg, B2 8,3mg, B6 52mg, B12 84mg, C vitamini 151mg. Ayrıca kombucha da toksik element miktarlarının araştırılması sonucu kurşun 0,005 μg/ml, krom 0,001 μg/ml olarak saptanmış, kadmiyum içeriğine ise rastlanmamıştır.
Kombucha çayının antimikrobiyal, antioksidan, hepatoprotektif ve anti-karsinojenik etkileri olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Ayrıca sağlık üzerine şu şekilde iddaları bulunmaktadır
Kombucha çayının patojen mikroorganizmalar üzerinde inhibe edici etkileri vardır. Bu antimikrobiyal özelliği asetik asit, büyük proteinlerden ve kateşin içeriğinden kaynaklandığı, asetik asit ve kateşinlerin gram pozitif ve negatif mikroorganizmaları inhibe ettiği bilinmektedir.
Kombuchanın içerdiği askorbik asit, çay polifenolleri ve DSL sayesinde güçlü bir antioksidandır.
Kombucha aflatoksin B1, parasetamol, kadmiyum klorür gibi toksik maddelere karşı etkisi araştırıldığında. Bu maddelerin yol açtığı hasara karşı karaciğer koroyucu olrak görülmüştür. Böylece kombucha çayının hem antioksidan hem de detoksifikasyon işlemleri kolaylaştırıcı etkisi sayesinde karaciğerin daha iyi çalışmasını sağlamaktadır.
Kombuchanın kanser üzerine olumlu etkiler yaptığı bilinmektedir. kombucha’nın anjiyojenik uyarıcıların ekspresyonundaki değişiklikler yoluyla anjiyogenezin inhibe edilmesinde dikkate değer potansiyeli gösterdiği 2013 yılındaki bir çalışmada gösterilmiştir. Ayrıca prostat kanseri hücrelerinin hayatta kalma oranını azaltmıştır.
Kombucha çayının çok çeşitli bioaktif bileşen kaynağı olduğu, bunların vücutta sindirilip emilip ve metabolize edilip hücresel düzeyde etki ettiği açıktır.